Vaaz Kategorileri
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi16
Bugün Toplam377
Toplam Ziyaret567184
Ramazan 2014
Site Haritası
Takvim
Vaaz Dokumanları

Yaz Kur'an Kursları ve Kur'an-ı Kerim

KUR’AN-I KERİM’İ ÖĞRENMENİN ÖNEMİ VE

YAZ KUR’AN KURSLARI   Ahmet ÜNAL www.guncelvaaz.com

Yaratanın merhameti yaratılanların üzerinden bir an bile olsa eksik olmadı. Yaratan yarattığını asla unutmadı ve asla onu dünyada başıboş bırakmadı. Yaratan yarattığının yanlışlar içerisinde olmasını istemedi. Onun her daim en doğru şeyleri yapmasını istedi. İnsanlar kendilerine gönderilen Peygamberlerden yüz çevirse bile, insanlar kendilerine indirilenleri tahrif etseler bile Yaratanın kullarını iyiye ve doğruya daveti hiç bitmedi. Hep insanlığın dünyasını ve ahretini kurtarması için. Bizi başıboş bırakmayan, bizleri Peygamberle ve Kutsal Kitaplarla destekleyen, Rabbimize hamdediyoruz.

İnsanlığın kendi eliyle kendisini tehlikeye attığı bir dönemde Yüce Allah son Peygamberini, Efendimizi Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s.)’i hak ile gönderdi. Son Kutsal Kitabı kitabımız Kur’an-ı Kerimi onunla birlikte insanlığa son kez indirdi. Artık kıyamete kadar yaşayacak olan insanlığa son hidayet rehberi gelmiştir. Artık bir başka kitap gelmeyecektir. Bu sebeple bizi bizden çok seven, bizi bizden çok düşünen, bize bizden daha rahmet ve şefkatli olan Rabbimizin bu son fermanına tabi olmak elbette kendi lehimize olacaktır.

Kur’anı Kerimin indirilişi bir rahmet ve şefkat tecellisidir. Ayet-i kerimelerde Yüce Rabbimiz (c.c.) şöyle buyurmaktadır.

الَر كِتَابٌ أَنزَلْنَاهُ إِلَيْكَ لِتُخْرِجَ النَّاسَ مِنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ بِإِذْنِ رَبِّهِمْ إِلَى صِرَاطِ الْعَزِيزِ الْحَمِيدِ

“Elif. Lâm. Râ. (Bu Kur'an), Rablerinin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa, yani her şeye galip (ve) övgüye lâyık olan Allah'ın yoluna çıkarman için sana indirdiğimiz bir kitaptır.[1]

هُوَ الَّذِي يُنَزِّلُ عَلَى عَبْدِهِ آيَاتٍ بَيِّنَاتٍ لِيُخْرِجَكُم مِّنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّورِ وَإِنَّ اللَّهَ بِكُمْ لَرَؤُوفٌ رَّحِيمٌ

“Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna apaçık âyetler indiren O'dur. Şüphesiz Allah, size karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.[2]

يَا أَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَاءتْكُم مَّوْعِظَةٌ مِّن رَّبِّكُمْ وَشِفَاء لِّمَا فِي الصُّدُورِ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ

“Ey insanlar! Size Rabbinizden bir öğüt, gönüllerdekine bir şifa, müminler için bir hidayet ve rahmet gelmiştir.”[3]

وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْآنِ مَا هُوَ شِفَاء وَرَحْمَةٌ لِّلْمُؤْمِنِينَ وَلاَ يَزِيدُ الظَّالِمِينَ إَلاَّ خَسَاراً

“Biz Kur’an’dan, mü’minlere şifa ve rahmet olan şeyler indiriyoruz. Ama Kur’an, zalimlere ziyan artırmaktan başka bir katkıda bulunmaz”[4]

كِتَابٌ أَنزَلْنَاهُ إِلَيْكَ مُبَارَكٌ لِّيَدَّبَّرُوا آيَاتِهِ وَلِيَتَذَكَّرَ أُوْلُوا الْأَلْبَابِ

“Bu Kur’an çok mübârek bir kitapdır. Onu sana indirdik ki âyetlerini düşünsünler ve aklı selim sahipleri öğüt alsınlar”[5]

Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.s.) Efendimizden siz kıymetli cemaatimize konumuzla ilgili bazı hadisleri aktarmak isterim. Nasıl ki, Kur’an-ı Kerim bizi kendisine yönlendiriyor ise Efendimizde bizi Kur’an-ı Kerime yönlendirmektedir.

اقْرَؤُا القُرْآنَ فإِنَّهُ يَأْتي يَوْم القيامةِ شَفِيعاً لأصْحابِهِ

“Kur’an okuyunuz. Çünkü Kur’an, kıyamet gününde kendisini okuyanlara şefaatçi olarak gelecektir.[6]

منْ قرأَ حرْفاً مِنْ كتاب اللَّهِ فلَهُ حسنَةٌ ، والحسنَةُ بِعشرِ أَمثَالِهَا لا أَقول : الم حَرفٌ ، وَلكِن : أَلِفٌ حرْفٌ، ولامٌ حرْفٌ ، ومِيَمٌ حرْفٌ

“Kim Kur’ân-ı Kerîm’den bir harf okursa, onun için bir iyilik sevabı vardır. Her bir iyiliğin karşılığı da on sevaptır. Ben, elif lâm mîm bir harftir demiyorum; bilâkis elif bir harftir, lâm bir harftir, mîm de bir harftir.”[7]

إنَّ الَّذي لَيس في جَوْفِهِ شَيْءٌ مِنَ القُرآنِ كالبيتِ الخَرِبِ

“Kalbinde Kur’an’dan bir miktar bulunmayan kimse harap ev gibidir.”[8]

الَّذِي يَقرَأُ القُرْآنَ وَهُو ماهِرٌ بِهِ معَ السَّفَرةِ الكرَامِ البررَةِ ، والذي يقرَأُ القُرْآنَ ويتَتَعْتَعُ فِيهِ وَهُو عليهِ شَاقٌّ له أجْران

“Kur’an’ı gereği gibi güzel okuyan kimse, vahiy getiren şerefli ve itaatkâr meleklerle beraberdir. Kur’an’ı kekeleyerek zorlukla okuyan kimseye de iki kat sevap vardır.

لا حَسَدَ إلاُّ في اثنَتَيْن : رجُلٌ آتَاهُ اللَّه القُرآنَ ، فهوَ يقومُ بِهِ آناءَ اللَّيلِ وآنَاءَ النَّهَارِ ، وَرجُلٌ آتَاهُ اللَّه مالا ، فهُو يُنْفِقهُ آنَاءَ اللَّيْلِ وَآنَاءَ النهارِ

“Sadece şu iki kimseye gıpta edilir: Biri Allah’ın kendisine Kur’an verdiği ve gece gündüz onunla meşgul olan kimse, diğeri Allah’ın kendisine mal verdiği ve bu malı gece gündüz O’nun yolunda harcayan kimse.”[9]

ومَا اجْتَمَعَ قَوْمٌ في بَيْتٍ من بُيوتِ اللَّهِ يَتْلُونَ كتاب اللَّهِ ، ويتَدَارسُونَه بيْنَهُم ، إِلاَّ نَزَلتْ علَيهم السَّكِينَة ، وغَشِيَتْهُمْ الرَّحْمَة ، وَحَفَّتْهُم الملائِكَةُ ، وذَكَرهُمْ اللَّه فيِمنْ عِنده

“Bir cemaat Allah’ın evlerinden bir evde toplanır, Allah’ın kitabını okur ve aralarında müzakere ederlerse, üzerlerine sekînet iner, onları rahmet kaplar ve melekler etraflarını kuşatır. Allah Teâlâ da o kimseleri kendi nezdinde bulunanların arasında anar.”[10]  

خَيركُم مَنْ تَعَلَّمَ القُرْآنَ وَعلَّمهُ

“Sizin en hayırlılarınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğretenlerinizdir.” [11]

Kur’an-ı Kerimi öğretmede muhatap alınan öncelikle âlimler, daha genel anlamda Muhammed ümmetinin tamamıdır. İlim öğrenmeden âlim olunamayacağı herkesin bildiği açık gerçeklerden biridir. Bir Müslüman’ın öğreneceği ilk şeyin Kur’an olması gerekir. İlmini hangi alanda yaparsa yapsın, hangi sahanın mütehassısı olursa olsun Müslümanlar için bu gerçek değişmez. Günümüzde bazı ülkeler ve bazı Müslümanlar için durumun böyle olmadığı gerçeği de bu asıl gerçeği değiştirmez. İslâm’ın ilme ve öğrenmeye verdiği değer, dinin iki temel kaynağı olan Kur’an ve Sünnet’in naslarında yeterince temellendirilmiş bulunmaktadır. Kur’an’ı öğrenmek, her şeyden önce onu kurallarına göre okumayı öğrenmek demektir. Fakat onu okumayı öğrenmenin, bilgisine ve ilmine sahip olmak anlamına gelmediğini kabul etmemiz gerekir. Ancak bu durum, Kur’an’ı okumayı öğrenmenin bir fazilet ve hayır oluşuna engel teşkil etmez. Kur’an’ı öğrenen kişinin gayesi Allah’ın rızâsına ulaşmak, Kur’an’ın ahkâmı, âdâbı ve ahlâkı ile amel etmek olunca, bu faziletlerin ve hayırların en büyüğü sayılır. Sözlerin en hayırlısı Allah’ın sözü olduğuna göre, peygamberlerden sonra insanların en hayırlısının Kur’an’ı öğrenen ve öğretenler olması tabiîdir. [12]

Kur’an-ı Kerimi okuyup onunla amel edenlere Efendimiz (s.a.s.) tarafından şu müjde verilmektedir. “Kim Kur’an’ı okur ve onu güzelce ezberler, helâlini helâl, haramını haram kabul ederse, Allah bu sayede o kimseyi cennetine sokar. O kişi de kendi ailesinden hepsi cehennemi hak etmiş on kişiye şefaat eder”[13]  

Kur’an-ı Kerimi neden öğrenmeliyiz? sorusuna şimdiye kadar sizlerle paylaşmış olduğumuz ayetler ve hadisler ışığında şu ana başlıkları zikrederek cevap verelim.

-Kur’an-ı Kerim, Rabbimiz tarafından bizlere gönderilen en son ilahi mesajdır ve son kutsal kitaptır. Bu ilahi mesajı iyi anlamak dünya ve ahret mutluluğumuzu sağlayacaktır. Bu ilahi mesajı doğru anlamak hem bireysel hem de toplumsal sıkıntılarımızın hafiflemesine sebep olacaktır.

- Ne istenildiğini iyi bilen, elbette istenilen şeyleri daha güzel yerine getirecektir. Kur’an-ı Kerim, Allah-u Teala’nın kullarına duyduğu merhametin tecellisi olan Kur’an-ı Kerim, Yaratanın bizlerden neler istediğinin bir göstergesidir. Bu sebeple Kur’an-ı Kerimi öğrenmek Yaratanın isteklerinin neler olduğunun doğru bilinmesine sebep olacaktır.

-Gözle gördüğümüz, kulağımızla işittiğimiz, elimizle tuttuğumuz burnumuzla koklayabildiğimiz, aklımızla idrak edebildiğimiz şeylerin farkında olabilmekteyiz. Peki beş duyu organımızla sezemediğimiz ve bilgisine sahip olamadığımız gaybi bilgileri biz nereden alacağız? İşte bu sorunun cevabı yine kitabımız Kur’an-ı Kerim’de saklı. Kur’an-ı Kerim, Yaratanımız Allah hakkında bilmemiz gerekenleri, ahiret hayatı, cennet cehennem, melekler, cinler hakkında en doğru bilgileri bizlere bildirmektedir.

-Neyin iyi neyin kötü olduğunu algılayabilmemiz için bizlere verilen ve iyiyle kötüyü, doğruyla yanlışı birbirinden ayrıma yetisi olan aklımıza en büyük destek yine Kur’an-ı Kerimden gelmektedir. Doğru düşüncelerin, doğru davranış şekillerinin neler olduğunu, yanlış düşüncelerin ve yanlış davranış şekillerinin neler olduğunu bize Kur’an öğretmektedir.

-Yaratılan yaratanına karşı mutlaka bir şeyler yapmalıdır. Bu yaratılanın doğası gereğidir. İşte Yaratanımız olan Rabbimize karşı nasıl bir ibadet şekli benimseyeceğimizin cevabını bize Kur’an vermektedir. Yine Kur’an-ı Kerim, kişiye nasıl duada bulunacağını öğretmektedir. Çünkü yaratılan bizlerin mutlak bir güce sığınma ihtiyacımız vardır. Kadir-i Mutlak olan Allah-u Teala ise sığınılacak tek Rabdir. Bu sebeple kendisine sığınılacak olana nasıl sığınılması gerekir sorusuna cevap verir Kur’an-ı Kerim.

-Kur’an-ı Kerim indirilmeye başladığı günden önceki milletlerden haber vermektedir ve taklit edilemez kutsal bir kitaptır. Kur’an-ı Kerim, kendinden önce gelmiş ve bozulmuş olan kutsal kitaplar ve onların içinde yer alan hükümlerin er doğrularından bahsederek diğer dinler arasında bulunan ihtilafları da çözücü bir mahiyete sahiptir. Edebi üslubu çağlar öncesinden çağlar ötesine hitap etmekte, teknolojik gelişmeler hep kendi söylemleri paralelinde gelişmektedir.

-Kur’an-ı Kerim insanlar için en güzel öğütleri sunmaktadır. Nasıl bir iman? Nasıl bir ibadet? Nasıl bir ahlak? Sorularına karşı en güzel cevapların bulunacağı son ilahi mesajdır. Ayrıca Kur’an-ı Kerim, toplum içerisinde insanların yapması gereken bir takım ilkeleri kapsamaktadır.

-Kur’an-ı Kerim, tabiat kanunlarıyla ilgili vermiş olduğu bilgiler bütün ilim adamlarına bir yol gösterici olmuştur.

-Kur’an-ı Kerim, okuyana şifa veren, gönüllere huzur sağlayan bir kitaptır. Hiç mana bilmeyen insanları dahi o eşsiz üslubu ile etkilemektedir. Bu sebeple okunduğu zaman teskin edici çok büyük bir özelliği vardır.

-Kur’an-ı Kerim, hafızlık müessesi ile sahabe döneminde başlayan ve günümüze kadar devam eden bir süreçle zihinlerde korunma altına alınmıştır. Tekrar tekrar okunmasına rağmen, ne okuyana nede dinlene bıkkınlık vermeyen bir kitaptır.

-Kur’an-ı Kerim, indirilmeye başlandığından beri 15 asır geçmesine rağmen canlılığını, diriliğini, güzelliğini ve insanlara hidayet rehberi olmayı devam ettirmektedir.

Günümüz toplumunda ortaya çıkan en büyük sıkıntıların aşılması Dinin insanlara aktarılması, gerçek anlamda dindar bir yaşam sürme vesilesi ile olacaktır. Çünkü Din, akıl sahibi insanları dünyada ve ahrette mutluluğa götüren ilahi kanunların tümüdür. Bu haliyle din, insana sadece ahiret mutluluğunu kazandırmaz. Dünya mutluluğunu da insana kazandırır.

Toplumumuzda bazı insanların akla hayale gelmeyecek bir şekilde kendi ailesinden olan insanları hunharca katlettiğini üzülerek görmekteyiz. Mardin’de kendi ailesinden 44 insanı anne karnındaki çocuklarla beraber 47 insanın öldürülmesi. Adana’da annesinin ninnilerle büyüttüğü evladının kendi ailesinden 8 kişiyi öldürmesi. Daha 11’inde olan bir kız çocuğunun kendi öz annesini öldürmesi. Bu yaşanılanların sadece cahillikle ilgisi olmadığının en güzel göstergesi olan üniversite eğitimi almış bir genç kızın kendi öz annesini öldürmesi. Yine Din olgusunun doldurulmadığı bir gönlün asla boş kalamayacağının mutlaka bir başka inanç sisteminin gönle gireceğinin ön büyük delili olan satanizm ayininde şeytana sunulmak üzere bir genç kızın akıllara durgunluk verecek şekilde katledilmesi ve söylemekten üzüntü duyduğumuz bir başka olay; bir annenin ninnilerle beslediği çocuğunu öldürmesi. Daha nice insanlığımıza yakışmayacak yanlış davranış şekilleri.

Görsel ve yazılı basından duyduğumuz böyle nice haberler var. Bu haberleri analiz ettiğimiz zaman görmekteyiz ki, böyle suçları işleyenler insani vasıflarıyla bu suçları işlememektedirler. Böyle yanlışlara düşenler bir cinnet noktasına gelmiş demektir. İşte bireylerin ve toplumların cinnet noktasına ulaşmamasına ve dünyada yanlış şeylere düşmemelerine en önemli destek dindir. Din bireye inanma gücünü verir. İman bireye dayanma gücü verir. Din topluma birlik ve beraberlik getirir. Birlik ve beraberlik ise toplumsal sıkıntıların giderilmesinin en büyük ilacıdır. Din bireylerin doğruya gitmesine sebebiyet verir. Doğruluk ise kişiyi iyiliğe, iyilik ise kişiyi dünya ve ahiret cennetine götürür.

Toplumumuzda ortaya çıkan sıkıntıların önlenmesine yönelik en büyük çaba Dinimizin doğru bir şekilde insanlara aktarılmasıdır. Bu çaba ise yaz tatilinde Yaz Kur’an Kursları olarak toplumumuzun hizmetine sunulmaktadır.

Kur’an-ı Kerimi okumak için en iyi fırsatlardan biri Diyanet İşleri Başkanlığımızın açmış olduğu yaz Kur’an Kursları. Bu kurslarda Kur’an-ı Kerimin öğretilmesi gerçekleştirilmektedir. Ayrıca itikat, ibadet, Peygamber Efendimizin hayatı ve ahlaki ilkelerde çocuklarımıza öğretilmektedir.

Diyanet İşleri Başkanlığımızın açmış olduğu Yaz Kur’an Kursları 21 Haziran 2009 Pazartesi tarihi itibariyle başlayacaktır. 3 dönem halinde devam ettirilecek olan bu kursların dönem tarihleri şöyledir.

1.Dönem: 22 Haziran 2009-10 Temmuz 2009

2.Dönem: 13 Temmuz 2009-31 Temmuz 2009

3.Dönem: 03 Ağustos 2009-21 Ağustos 2009

Bu dönemlerin tamamına katılım olabileceği gibi, yaz tatilini farklı yerlerde geçirmek zorunda kalanlar herhangi bir dönemin birine kayıt yaptırabileceklerdir. Kayıtlar ise, 15 Haziran 2009 pazartesi yani haftaya başlayacaktır. Kayıtlarda öğrencilerimizden ilkokul 5. Sınıfı bitirdiğine dair bir belge ile ailelerinden alınacak bir başvuru dilekçesi yeterli olacaktır. Çocuklarımızı, dinlerini daha iyi öğrenmeleri, kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerimi okuyabilmeleri, kendilerine gerekli olan dini bilgiler alabilmeleri, milli ve manevi değerlerimize bağlı bireyler olarak yetişmeleri için bu kurslara davet ediyoruz.

Dindar olabilmek sadece Yüce Yaratana karşı yapmış olduğumuz ibadetlerle sağlanmayacaktır. Gerçek dindarlık Yaratana karşı sorumluluklarımızı yerine getirmemizin yanı sıra, beraber yaşadığımız insanların razı olacağı bir yaşam tarzını hayatımıza aktarmakla sağlanacaktır.

Yüce Rabbim dünya ve ahiret huzurumuzu sağlayabileceğimiz Dinimizin o eşsiz güzelliklerini öğrenmeyi, örendiklerimizi de hayatımıza aktarmayı nasip etsin.

Cumanız mübarek olsun. Allah’a emanet olun.

www.guncelvaaz.com

Ahmet ÜNAL

Vaiz


[1]  İbrahim, 14/1

[2]  Hadid, 57/9

[3]  Yunus, 10/57

[4]  İsrâ, 17/82

[5]  Sâd, 38/29

[6]  Riyazü’s-Salihin, Hadis No: 993

[7]  Tirmizî, Fazâilü’l-Kur’ân 16

[8]  Tirmizî, Fazâilü’l-Kur’ân 18

[9]  Buhârî, İlm 15

[10]  Müslim, Zikr 38

[11]  Buhârî, Fezâilü’l-Kur’ân 21

[12]  Riyazü’s-Salihin, Peygamberimizden Hayat Ölçüleri, Erkam Yay., c.V, s,95

[13]  Tirmizî, Fezâilü’l-Kur’ân 13

 Kaynak:http://www.guncelvaaz.com


Yorumlar - Yorum Yaz


Aydın Gökçe Bey'e Teşekkür
Sitemize Vaaz Ansiklopedisi olarak eklediğim bölüm Aydın Gökçe'nin Almanya'da görevli iken çeşitli kaynaklardan yaptığı vaazları alfabetik sıraya almasıyla oluşmuştur. Kendisine teşekkür ediyorum.
Bu vaazlar ayrıca Dosyalar bölümünde de yer almaktadır. Vehbi Akşit
Vaaz Ansiklopedisi
Kutsal Su Zemzem
VAİZLER KÜTÜPHANESİ
Kur'ani Site
Hava Durumu
Anlık
Yarın
17° 17° 13°
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar2.23622.2452
Euro2.8292.8404
Saat
Kur'an-İlmihal