• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/groups/vaazdokumanlari/
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=+905321561576
  • https://www.twitter.com/@vaazsitesi
Üyelik Girişi
Vaaz Kategorileri
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi12
Bugün Toplam391
Toplam Ziyaret4144156
Site Haritası
Takvim
Vaaz Dokumanları

Kul Hakkı: Ahmet DOĞRU

KUL HAKKI

İslam dinin en önemli hedeflerinden birisi dünya ve ahirette mutluluğu elde etmektir. Ahiret saadetini elde edebilmek için ise dünyadaki sorumluluklarımızı yerine getirmeli ve haklara riayet etmemiz gerekir.

Her insanın üzerinde birçok hak ve sorumluluk bulunmaktadır:

  • Allah cc. Üzerimizdeki hakları (şirk koşmamak ve ibadet etmek)

  • İnsanların ve diğer canlıların üzerimizdeki hakları (maddi ve manevi zarar vermemek)

  • Hem Allah hakkı hem kul hakkı (ibadet ve haramdan kaçınmak- maddi ve manevi zarar vermemek)

İnsan sosyal bir varlıktır. Toplum içerisinde insanlarla yaşamak ve çeşitli ilişkilerde bulunmak zorundadır. Bu ilişkilerde de bir takım haklar ortaya çıkmaktadır.

Peki, kul hakkı nedir?

 Kul Hakkı; İnsanların birbirleriyle münasebetlerinden doğan birbirleri üzerindeki haklara kul hakkı denir.(DİA)

Allah cc. Kuranı kerimde çok önemli bir ilke ile insanların mallarını güvence altına alarak kul hakkına dikkat çekmektedir.

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَأْكُلُٓوا اَمْوَالَكُمْ بَيْنَكُمْ بِالْبَاطِلِ اِلَّٓا اَنْ تَكُونَ تِجَارَةً عَنْ تَرَاضٍ مِنْكُمْ وَلَا تَقْتُلُٓوا اَنْفُسَكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِكُمْ رَح۪يماً ﴿٢٩﴾

 

Ey iman edenler! Karşılıklı rızâya dayanan ticaret dışında mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin. Ve kendinizi öldürmeyin. Şüphesiz Allah size karşı çok merhametlidir. (Nisa 4/29)

Kul haklarını genel olarak 4 gruba ayırmamız mümkündür:

  • Maddi zarar vermek ( parasal ): Hırsızlık, gasp, yalan söyleyerek mal satmak, sahte para vermek, başkasının malına zarar vermek, rüşvet almak gibi.

  • Kişinin canına ve vücuduna zarar vermek: Adam öldürmek, bir uzvunu kesmek, sakat bırakmak, bir kimseyi darp etmek gibi şeylerdir.

  • Kişinin Haysiyet ve şerefine zarar vermek: Dedikodu-gıybet, iftira, alay etmek, sövmek, namus ve iffetine dil uzatmak gibi haysiyetle, şerefle ilgili şeylerdir.

  • Kamu ve devlet malına zarar vermek: kaçak elektrik ve su kullanımı, park bahçelere zarar vermek, devlet malını israf etmek, vergi kaçırmak, devlet malını zimmete geçirmek, hile ve sahte evraklar düzenlemek vb.

Allah Resulü sav. Kul hakkı konusunda bizleri uyarıyor. Bizlere bu konuda şöyle buyuruyor:

  • Helalleşmeyi Emrediyor

Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyurur:

“Kimin üzerinde din kardeşinin ırzı, namusu veya malıyla ilgili bir zulüm varsa altın ve gümüşün bulunmayacağı kıyamet günü gelmeden evvel o kimseyle helalleşsin! (Buhârî, Mezâlim, 10; Rikâk, 48)

  • Kul Hakkı Yiyen Ahirette İflas Eder

Allah’ın huzuruna kul hakkı ile çıkmanın, çok ağır bir vebali vardır. Çünkü böyle bir günahın Allah tarafından bağışlanması, hak sahibinin affetmesi şartına bağlanmıştır. Hak sahibi, hakkını almadıkça veya bu hakkından vazgeçmedikçe, Allah kul hakkı yiyenin bu günahını affetmemektedir.

Allah Resûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bir gün ashâbına:

 “–Müflis kimdir, biliyor musunuz?” diye sormuştu. Onlar:

“–Bize göre müflis, parası ve malı olmayan kimsedir” şeklinde cevap verdiler. Bunun üzerine Resûlullah şöyle buyurdu:

“–Şüphesiz ki ümmetimin müflisi şu kimsedir: Kıyamet günü namaz, oruç ve zekât sevabıyla gelir. Fakat şuna sövdüğü, buna zina isnâd ve

iftirasında bulunduğu, şunun malını yediği, bunun kanını döktüğü ve şunu dövdüğü için iyiliklerinin sevabı şuna buna verilir. Üzerindeki kul hakları bitmeden sevapları biterse, hak sahiplerinin günahları kendisine yükletilir ve netîcede Cehenneme atılır.” (Müslim, Birr 59; Tirmizî, Kıyâmet 2; Ahmed, II, 303, 324, 372)

Ahirette ince bir hesap vardır.

َتُؤَدُّنَّ الْحُقُوقُ اِلَى اَهْلِهَا حَتَّى يُقَادَ لِلشَّاةِ الْجَلْجَاءِ مِنَ الشَّاةِ الْقَرْنَاءِ

Kıyamet gününde mutlaka haklar sahiplerine verilecektir. Hatta boynuzlu koyundan boynuzsuz koyunun öcü bile alınacaktır. (Müslim, Birr, 15)

  • Peygamber Efendimiz Üzerinde Borç Olan Kişini Cenazesini Kılmadı

Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, ümmetini kul hakkıyla ölmekten kurtarmak için, çok ciddî tedbirler alırdı. Bunlardan birini Ebû Hüreyre -radıyallahu anh- şöyle anlatır: 

“Resûlullah Efendimiz’e, üzerinde borç bulunan bir cenâze getirildiği zaman:

«–Borcunu ödeyecek bir mal bıraktı mı?» diye sorardı. Eğer borcunu ödemek için yeterli mal bıraktığı söylenir (veya Müslümanlardan biri borcu tamamen ödeyeceğine dâir kuvvetlice söz verirse (Tirmizî, Cenâiz, 69/1069; Nesâi, Cenâiz, 67.)) namazını kılardı. Aksi takdirde müslümanlara:

«–Arkadaşınızın namazını siz kılın!”buyururdu.

Ancak zamanla Allah Teâlâ, maddî imkânlarını genişletince, borcunu ödeyecek malı olmayan mü’minlerin namazını da kıldı ( Buhârî, Nefekât, 15; Müslim, Ferâiz, 14.) Bundan sonra artık şöyle buyuruyordu:

“Ben her mü’mine, mutlaka, dünya ve Ahirette insanların en yakınıyımdır. Dilerseniz şu âyeti okuyun: O Peygamber, mü’minlere öz nefislerinden      daha   evlâdır/yakındır(Ahzâb,6.)       Hangi mü’min vefat eder de geride bir mal bırakırsa vârisleri onu alsınlar. Borç veya bakıma muhtaç birini bırakmışsa o da bana gelsin, ben

onun mevlâsıyım (himâye ve yardım edicisiyim)(Buhârî,Tefsir,33/1,Kefâlet5,Ferâiz4,15,25;Müslim,Ferâiz14)

  • Borcu Olan Cennete Giremez

Muhammed bin Cahş -radıyallahu anh- anlatıyor: Resûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in yanında oturuyorduk. Başını semâya kaldırdı, sonra elini alnına koyup:

“–Sübhânallah! Ne kadar ağır bir hüküm indirildi!” buyurdu. Biz çok korktuk ve sükût ettik. Ertesi gün:

“–Ey Allah’ın Resûlü! O indirilen ağır hüküm ne idi?” diye sordum. Allah Resûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:

“–Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, bir kişi Allah yolunda öldürülse, sonra diriltilip tekrar öldürülse, sonra diriltilip tekrar öldürülse, üzerinde bir borç varsa, borcu ödeninceye kadar Cennete giremez.” (Nesâî, Büyû, 98/4681)

“Şehîdin, kul hakkı dışındaki bütün günahlarını Allah Teâlâ mağfiret eder.” (Müslim, İmâre, 119)

  • Haksız Yere Başkasının Hakkını Yiyenin Durumu Ömer şöyle anlatır:

Hayber Gazvesi günü idi. O sırada Allah Resûlü’nün ashâbından bir grup geldi ve:

“–Falanca şehit, falanca da şehit” dediler. Sonra bir adamın yanından geçerken:

“–Falanca kimse de şehit olmuş” dediler. Bu sefer Resûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:

“–Hayır, ben onu, ganîmet mallarından haksız yere aldığı bir hırka içinde Cehennemde gördüm” buyurdu. Sonra da:

“–Ey İbn-i Hattâb, git ve insanlara «Cennete ancak mü’minler girebilecektir» diye nidâ et!” buyurdu.

Ben de çıktım ve: “Cennete ancak mü’minler girebilecektir” diye nidâ ettim. (Müslim, Îmân, 182)

  • Peygamberimizin Kul Hakkı Örneği

Üseyd bin Hudayr -radıyallahu anh- çok şakacı bir zât idi. Bir topluluk içinde konuşuyor ve onları güldürüyordu. Şakanın dozu kaçıp biraz aşırıya gidince, Resûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- bir çubukla sadrına hafifçe dokunarak onu îkâz etti. Bunun üzerine Üseyd -radıyallahu anh-:

“–Ey Allah’ın Rasulü, kısas istiyorum!” dedi. Allah Resûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- de:

“–Haydi, öyleyse kısas yap!” buyurdu. Bu sefer Hz. Üseyd:

“–Fakat senin üzerinde gömlek var, be­nim üzerimde gömlek yoktu” dedi. Resûlullah gömleğini kaldırdı. Bunun üzerine Üseyd hemen Allah Rasûlü’ne sarılıp sadrından öpmeye başladı ve: “–Yâ Rasûlallah, ben bunu istemiştim!” dedi. (Ebû Dâvûd, Edeb, 148-149/5224)

  • Peygamberimizden Kısas İsteyen Sahabi

Bedir’de çarpışma başlamadan evvel Resûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- elindeki ok ile mücahidleri; “Beri gel, geri git!” gibi tâlimatlarla hizâya getirdi ve saydırdı. Bu esnâda saftan ileri çıkmış bulunan Sevâd bin Gaziyye’nin karnına dokunup:

“–Ey Sevâd! Hizâya gel!” buyurdu. Sevâd -radıyallahu anh-:

“–Yâ Resûlallah, canımı acıttın! Allah seni hak ile gönderdi. Kısas isterim!” dedi. Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz gömleğini açtı ve:

“–Haydi, kısas yap” buyurdu. Ensâr, endişelenerek:

“–Ey Sevâd! O Allah’ın Rasûlü’dür!” diye onu kendine getirmeye çalıştılar. Sevâd -radıyallahu anh-:

“–Adâlette hiçbir beşerin diğerine karşı üstünlüğü yoktur!” dedi. Allah Resûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- tekrar:

“–Haydi, kısas yap!” buyurdu. Sevâd, Peygamber Efendimiz’in mübarek bedenini öptü. Resûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:

“–Ey Sevâd! Niçin böyle yaptın?” diye sordu. Sevâd -radıyallahu anh-:

“–Görüyorsunuz ki savaşa hazırlanmış bulunuyoruz. İstedim ki, benim en son ânım, sana dokunduğum ân olsun!” dedi. Bunun üzerine Resûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ona hayır duada bulundu.(İbn-i Hişâm, II,266-267;Vâkıdî,I,57;İbn-i Sa‘d,III, 516)

       

  • Peygamberimiz Nasıl Helallik İstedi?

Resûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- vefâtlarından önce mü’minlere son defa hitâb ederek:

“Nihayet ben de bir insanım! Aranızdan bazı kimselerin hakları bana geçmiş olabilir. Kimin malından bilmeyerek bir şey almışsam, işte malım gelsin alsın! İyi biliniz ki, benim katımda en sevimli olanınız, varsa hakkını benden alan veya hakkını bana helâl eden kişidir. Zira Rabbime, helâlleşmiş olarak ve gönül rahatlığıyla kavuşmam ancak bu sâyede mümkün olacaktır. Hiç kimse «Rasûlullah’ın kin ve düşmanlık beslemesinden korkarım!» diyemez. İyi biliniz ki, kin ve düşmanlık beslemek asla benim ahlâkım değildir. Ben aranızda durup bu sözümü tekrarlamaktan kendimi müstağni görmüyorum” buyurdu. Öğle namazını kıldıktan sonra dönüp minbere oturdu ve bu sözlerini tekrar

etti.(İbn-i Sa‘d, II, 255; Taberi, Tarih, III, 190)  Sonra şöyle buyurdu:

“Allah’ım Ben hangi mü’mine ağır bir söz söylemişsem, o sözümü kıyâmet gününde kendisi için, sana yakınlık vesilesi kıl!(Buhârî,Deavât, 34)

  • Kul Hakkı İnsanı Ahirette Rezil Eder

Sevgili Peygamberimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- vefatlarından önce mü’minlere son defa hitâb ediyor ve onlara son hatırlatmalarda bulunuyordu. Bir ara sözü kul hakkına getirerek:

“Ey insanlar! Kimin üzerine geçmiş bir hak varsa onu hemen ödesin, dünyada rezil rüsvâ olurum diye düşünmesin! İyi biliniz ki; dünya rüsvâlığı âhirettekinin yanında pek hafiftir.”buyurdu.(İbn-i Esîr, el-Kâmil, II, 319; İbn-i Sa’d,II, 255)

Bunun üzerine, bir adam ayağa kalktı ve:

“–Yâ Rasûlâllah! Ben Allah yolunda savaş ganimetine hıyânet etmiş, üzerime üç dirhem geçirmiştim!” dedi. Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ona:“–Sen bu hıyâneti ne için yaptın?” diye sordu. Adam:“–Ona ihtiyacım vardı.” dedi. Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz:

“–Ey Fadl bin Abbas! Bu kişiden Beytülmâl (hazine) hesabına üç dirhem al!” buyurdu. (Taberî, Târih, III, 190)

  • Kul Hakkının Vebali

Fahr-i Kâinât Efendimiz bir hadîs-i şerîflerinde de şöyle buyurmuşlardır:

“Kimin üzerinde din kardeşinin ırzı, nâmusu veya malıyla ilgili bir zulüm varsa, altın ve gümüşün bulunmayacağı kıyâmet günü gelmeden evvel o kimseyle helâlleşsin. Yoksa kendisinin sâlih amelleri varsa, yaptığı zulüm miktarınca sevaplarından alınır, (hak sahibine verilir.) Şayet iyilikleri yoksa, zulüm yaptığı kardeşinin günahlarından alınarak onun üzerine yükletilir.” (Buhârî, Mezâlim 10, Rikâk 48)

  • Kul Hakkı Azda Olsa kişiyi Cehenneme Götürür

Bir gün Resûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-“Yalan yemin ile bir Müslümanın hakkını alan

kimseye Allah -celle celâlühû- Cenneti harâm eder ve Cehennemi farz kılar.” buyurmuştu.

“–Az bir şey olsa da mı yâ Resûlallâh?” diye sordular. Resûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:

“–Erak ağacından bir çubuk da olsa!” buyurdu ve bu sözünü üç defâ tekrarladı.(Müslim,Îmân, 218; Muvatta, Akdiye, 11)

  • Ölçü ve Tartıya Dikkat

Hassas davranıp dikkat edilmediğinde, ticâret ve alışverişte de çok defâ kul hakkı yenmektedir. Cenâb-ı Hak şöyle îkaz buyurur:

“Ölçtüğünüz zaman tastamam ölçün ve doğru terâzi ile tartın. Bu, hem daha iyidir hem de neticesi bakımından daha güzeldir.” (el-İsrâ, 35)

“Yazıklar olsun ölçü ve tartıya hîle karıştıranlara! Onlar insanlardan bir şey ölçerek aldıklarında tastamam alırlar. Satarken ise eksik ölçüp tartarlar. Onlar, büyük bir günde (hesap vermek için) diriltileceklerini hiç akıllarına getirmiyorlar mı? Öyle bir gün ki, insanlar o günde Âlemlerin Rabbi’nin huzûrunda dîvan duracaklardır.” (el-Mutaffifîn, 1-6)

  • Devlet Ve Vakıf Mallarına Zarar Vermek Ve Yemek Daha Büyük Kul Hakkıdır

Kul hakkı yemenin daha tehlikeli bir çeşidi de, toplumun ortak hakkı olan devlet ve vakıf mallarını haksız yere gasbetmek ve uygunsuz bir şekilde kullanmaktır. Bu haksızlık daha tehlikelidir. Çünkü sonunda pişman olunsa bile helâlleşecek bir muhâtap bulmak mümkün değildir.Zîrâ o malda herkesin hakkı vardır.(Kaynak:OsmanNuriTopbaş,FaziletlerMedeniyeti2,ErkamYayınları)

KUL HAKKI NASIL ÖDENİR?

  • Buna göre, gasp, hırsızlık veya izinsiz alma gibi yollarla elde edilen haram para veya mal, sahipleri biliniyor ise kendilerine yahut mirasçılarına, bilinmiyor ise fakirlere veya hayır kurumlarına onların namına sadaka olarak verilmelidir. Ayrıca, yapılan bu kusurlardan dolayı da Allah’tan af ve mağfiret dilenmelidir.

  • Mal ya da darp gibi şeylerle ilgili olmayan gıybet, bühtan gibi hak ihlallerinde en doğrusu, hak sahibine durumu anlatıp helalleşmek olmakla beraber, her zaman bu şartı yerine getirmek mümkün olmadığından ya da insanlar bundan çekindiklerinden, kendi adına tövbe edip, hak sahibi namına da istiğfar etmek, dua etmek ya da hayır hasenat yaparak sevabını ona bağışlamak, bu tür hak ihlallerine keffaret olur (İbn Teymiyye, el-Fetâva’l-Kübrâ, I, 113).

Kul hakkının alanı çok geniştir. Genel olarak söyleyecek olursak:

 Gasp, hırsızlık, izinsiz alma, başkasının malına zarar vermek, hileli satış, ölçü ve tartıda haksızlık, aldatma, iftira, dedikodu-gıybet, alay etmek, başkasına sövmek, hakaret etmek, kötü söz söylemek, darp, yaralama, insan öldürmek, her nevi zulüm ve haksızlık, banka hastane ve otobüs sırası beklerken sonradan gelip en öne geçmek, araya kaynak yapmak, toplumun huzurunu bozucu davranışlarda bulunmak, aşırı ses ve gürültü yapmak, internet üzerinden izinsiz paylaşımlarda bulunmak, başkasının wifi ağına izinsiz bağlanmak, trafik kurallarını ihlal ederek şahıslara, topluma ve devlete zarar vermek, kamu ve devlet malına zarar vermek, bunları zimmete geçirmek, kaçak elektrik ve su kullanmak, vb.

Müslüman Elinden ve Dilinden Zarar Görülmeyen Kimsedir

Kul hakkından emin bir şekilde yaşayabilmek için Müslüman gibi yaşamamız gerekir. Hz. Peygamber bizlere Müslümanın tanımını yapıyor. Bu tanımı hiçbir zaman aklımızdan çıkarmamamız gerekir.

Müslüman kimdir?

الْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ الْمُسْلِمُونَ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِه

“Müslüman, dilinden ve elinden müslümanların zarar görmediği kimsedir...” (Buhârî, Îmân, 4-5)

 

Word Formatı için tıklayınız

Hazırlayan: Ahmet DOĞRU

     Melikgazi Müftülüğü

                 Baş Vaizi


Yorumlar - Yorum Yaz
Aydın Gökçe Bey'e Teşekkür
Sitemize Vaaz Ansiklopedisi olarak eklediğim bölüm Aydın Gökçe'nin Almanya'da görevli iken çeşitli kaynaklardan yaptığı vaazları alfabetik sıraya almasıyla oluşmuştur. Kendisine teşekkür ediyorum.
Bu vaazlar ayrıca Dosyalar bölümünde de yer almaktadır. Vehbi Akşit
Vaaz Ansiklopedisi
VAİZLER KÜTÜPHANESİ
Hadislerle İslam
İslam Ansiklopedisi
Kur'ani Site
Hava Durumu
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar7.93247.9641
Euro9.38769.4252
Saat