• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/groups/vaazdokumanlari/
  • https://www.twitter.com/@vaazsitesi
Üyelik Girişi
Vaaz Kategorileri
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi7
Bugün Toplam220
Toplam Ziyaret2985903
İslam Ansiklopedisi
Hadislerle İslam
Site Haritası
Takvim
Vaaz Dokumanları

Kurban Çeşitleri ve Nisap Hükümleri

KURBANIN ÇEŞİTLERİ VE NİSAP HÜKÜMLERİ

 

KEVSER SURESİ : 1-3. AYETLER

 

إِنَّا أَعْطَيْنَاكَ الْكَوْثَرَ:فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرْ:إِنَّ شَانِئَكَ هُوَ الْأَبْتَرُ:

 

                MEALİ :

 

     “(Habibim), hakikaten biz sana KEVSER’i verdik. O halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes. Sana buğz eden (yok mu? İşte asıl) zürriyetsiz olan şüphesiz odur.”

 

     Mali ibadetlerimizden olan kurban, Allah’a manevi yakınlık elde etmenin vesilelerinden olup zaman, mekân ve niyetlere göre birçok kısımlara ayrılmaktadır. Bu ibadetlerle mükellef olan Müslümanlar ifa edeceği vazifede eksiklik ve aksaklık yapmamak için bunlarla ilgili hükümleri bilmek, zamanında ve eksiksiz olarak yerine getirmek zorundadırlar. Zira ibadetler, dini esaslara uygunluğu nispetinde değer kazanmış olur. Ehemmiyet derecesine göre kurbanla ilgili hükümleri açıklayalım:

1-) UDHİYYE KURBANI: Ergenlik çağına ulaşmış ve zengin bulunan her Müslüman’a ZİLHİCCE ayının 10.gününün girmesiyle vacip olan kurbandır. Bu vazifenin İslami şartlara uygun olarak ve zamanında yerine getirilmesi vaciptir. Bu kurban, teslimiyet makamının efendisi olan Hz İbrahim (AS)’ın gördüğü bir rüya ile telakki ettiği vahiy neticesi olarak, oğlu İsmail (AS)’ı kurban edişinin; peygamber zade peygamber Hz İsmail (AS)’in da en küçük bir tereddüt göstermeden, emr- ilahi’ye boynunu teslim edişinin ve bu teslimiyete mükâfat olmak üzere Allah tarafından fidye-i necat olmak için gönderilen koç ile kurtuluşa ermesinin şahsımızda yaşanan bir temsili olmaktadır. Kurban lafzı bir kayda ve sıfata yaklaşmaksızın ve mutlak bir ifade ile kullanılacak olursa Udhiyye kurbanı akla gelir.

2-) HACC KURBANI: Kıran veya temmetü haccına niyet eden Müslümanların, Umre ile Haccı birlikte yapmaya muvaffak kıldığından dolayı Allah’a şükretmek için kestikleri kurbandır.

3-) ADAK KURBANI: “Şu işim olursa Allah rızası için bir kurban keseyim.” diye adak yapan kimsenin bahsettiği iş meydana gelince kesmekle mükellef olduğu kurbandır. Bu kurbanda yaş ve cins bakımından aranacak şartlar, Udhiyye kurbanında aranan şartların aynısıdır. Adakta bulunan kişi; yaşını doldurmuş, vücutça sakatlığı ve ayıp sayılan bir kusuru bulunmayan bir koyun veya keçi kurban eder. Adak yapan kimse, keseceği kurbanın etinden kendisi yiyemeyeceği gibi nafakası üzerine vacip bulunan şahıslar da yiyemez.

4-) AKİKA (NESİKE) KURBANI: Bu isimle anılan kurbanın, çocuğun dünyaya gelmesinden sonra kesilmesi sünnettir. Çocuğun doğumunu takip eden günden ergenlik çağına kadar kesilebilir. Şu kadarı var ki, doğumun yedinci günü kesilmesi sünnettir. Peygamberimiz (SAV), hem kendi çocukları hem de torunları için akika kurbanı kesmiştir.

5- ÖLMÜŞ KİMSE İÇİN KURBAN: Vefat etmiş bir kimse için kurban kesmek meşru ve caizdir. Hz Ali (RA), Peygamberimiz (SAV)’in ahirete irtihalinden sonra ve kurban bayramı gününde iki kurban kesmişti. Bunu gören Haneş ile aralarında geçen konuşmaları ve bu hususla ilgili tereddütlere açıklık getirecek hükmü ifade eden hadis-i şerif şöyledir:

 

عن حنش قال:رأيت عليايضحىبكبشين فقلت ماهذا؟فقال إن رسول الله(صعلم):أوصانىأن أضحي عنه فأناأضحي عنه.

 

     “Haneş’ten şöyle dediği rivayet edilmiştir: Ben, Ali (RA)’ı iki tane koç kurban keserken gördüm de: Bu nedir? Diye sordum. O: Rasûlullah (SAV) kendisinden sonra kurban kesivermemi bana vasiyet etmişti. Ben de ondan bedel kurban kesiveriyorum.”dedi.

     Hadis’te geçen kurbanla ilgili kısa bir açıklama yapalım: Vefat etmiş bir kimse adına kurban kesmenin caiz olduğu, bu hadisten açık ve seçik bir biçimde anlaşılmaktadır. Yalnız dikkat edilmesi gereken hususlar vardır. Bu hususlar şunlardır: Bu kurban, diğer kurbanlar gibi vakitle ilgili olup bayram günlerinde kesilecektir. Arefe günü kesilecek olursa kurban değil nafile sadaka olmuş olur. Ölen kimse hayatta bulunurken böyle bir vasiyet yapmış ve alınacak kurban için para da bırakmışsa onun tevdi ettiği vazifeyi üzerine almış bulunan kimse keseceği kurbanın etinden yiyemez. Şayet bu şahıs kendi parasıyla bir kurban alıp ta vefat etmiş bir yakını için kesecek olursa kendi şahsına ait kurbanda olduğu gibi etinden yer, dostlarına hediye eder, fakirlere sadaka olarak dağıtır.

YAPILAN BİR BİNA İÇİN KESİLECEK KURBAN: Bu, Rabbimizin mal vermesine ve oturacak bir ev yapmaya muvaffak kılmasına şükranda bulunmak üzere kesilen bir kurban olup, ifasında dini bir mahzur bulunmamaktadır. Zira bu kurbanı kesmedeki maksat, hem fakirlere tasadduk, hem de inşaatında çalışan işçilere ikramdır. Meseleye bu açıdan bakıldığında kesilen hayvanın etinin helal olduğunda hiçbir şüphe yoktur. Ancak şu konuya dikkat etmek gerekir: Bina için kesilecek hayvanın kanını, açılan temele akıtmak yanlıştır. Herhangi bir yerde kesilmesi yeterlidir.

CEZA KURBANLARI: İhramlı bir Müslüman’ın, yasak olan işlerden birini yapmasından dolayı, ceza olarak keseceği kurbandır. Bu kurbanın kesilmesiyle yapılan bir yanlış tamir, vazifede meydana gelen bir eksiklik telafi edilmiş olur. Ceza kurbanları DEM ve BEDENE olmak üzere ikiye ayrılır:

DEM: İşlenen bir hatadan dolayı, bir koyun veya keçi kurban edilmesidir. Bir uzvunun tamamına koku sürmek, başının dörtte birini traş etmek, kudüm veya veda tavafını cünüp veya adet halindeyken yapmak gibi…

BEDENE: İhramlı bir kimsenin hacla ilgili bazı mahzurları işlemesinden dolayı keseceği deve veya sığırdır. Farz olan ziyaret tavafını cünüp veya adet halinde yapmak gibi…

İHSAR KURBANI: İhramlı bir kimsenin hastalanması veya parasının tükenmesi gibi bir sebeple haccı tamamlamaya güç yetirememesi halinde keseceği kurbandır. MUHSAR adı verilen bu kimse, Mekke’ye bir kurban veya parasını gönderir. Orada kurban kesileceği zaman, yani gün ve saat tespit edilir. Belirtilen vakitte kurban kesilir ve o şahıs da ihramdan çıkar.

     Kurbanın çeşitlerinden olan UDHİYE kurbanının vacip olması için kişinin nisaba malik bir zengin durumuna gelmesi lazımdır. Dini bir tabir ve kurbanla ilgili bir ölçü olan nisabın bilinmesi, hatalı hareketi önlemiş olur.

     Kurban vecibesinde aranacak nisabın Havaic-i Asliye’den fazla olması gerekmektedir. Vazgeçilmesi mümkün olmayan ihtiyaçlar anlamında kullanılan bu kavram; oturulan ev, evin içindeki mefruşat, bir binek, çift sürmek için alınan vasıta ve ziraat aletleri, bir silah, üç kay elbise sanatkârın aletleri ve ilim adamlarının kitapları ve nafakasını temin etmek zorunda olduğumuz kimselerin bir yıllık yiyeceğinden ibarettir.

     Asli ihtiyaç olarak belirtilen miktardan fazlası bulunursa ve Zait olan şeyin değeri 640 gr. gümüş veya 80.18 gr. Altın kıymetini bulursa, elinde para bulunmasa bile kurban kesmek vacip olur. Çünkü o kimse, elinde bulunan fazlalık sebebiyle zengin sayılmaktadır. Mesela oturduğu evinden başka bir dairesi, ikinci bir bineği, birden fazla silahı, ikinci bir traktörü bulunsa ve bunların değeri nisap miktarını doldursa, kurban kesmek vacip olur.

     Okumasını bilmeyen şahsın elindeki kitaplar, satış maksadıyla alınmış olsalar bile asli ihtiyaçtan sayılamaz. Kadınların takındıkları inciler, değerli taşlarla süslenmiş zinet eşyası, kurban nisabına hesap edilecek ve 640 gr gümüş kıymetini dolduruyorsa kurban kesilecektir. Herhangi bir Müslüman’ın üç kattan fazla elbisesi bulunursa, kurban nisabının hesabı yapılırken fazla kısmın hesaba katılması gerekmektedir.

     Kurban nisabına giren mallarda üreme şartı aranmadığı gibi elde edildiği zamanın üzerinden bir yıl geçme şartı da yoktur. Bir Müslüman, bayram gününde zengin sayılacak miktarda bir mala sahip olsa derhal kurban kesme mükellefiyeti altına girmiş olur ve şartlarına uygun bir kurban alıp kesmesi gerekir.

     Kurban vecibesinin yerine getirilmesinde dikkat edilecek hususlardan biri de muaşeret kaideleri değil, ibadetle ilgili esaslardır. Bu sebeple hane halkından kim zengin ise alacağı kurbanı kendi adına kesmesi lazımdır. Zengin bulunan evlat, aldığı kurbanı babası adına; nisap miktarı mala sahip bulunan bir kadın aldığı kurbanı kocası namına kesecek olsalar kendileri borçlu kalırlar. Mal sahibi bulunan bir erkek kendisine vacip olan kurbanı bir yıl hanımı için bir yıl kendi namına kesecek olsa kendisine kesmediği yıl borçlu kalır. Bunun tek çıkar yolu, iki tane kurban alıp birisini kendi için, diğerini de arzu ettiği bir şahıs adına kesmelidir. Dini meselelerle ilgili kararları sadece akılla vermek yanlıştan kurtulamamak olur.

     Allah’ın rızasına yaklaşmanın birçok yolları vardır. Vücudun tamamı veya bir uzvuyla yapılan ibadetler, malımızın bir kısmıyla ifa edilen kulluk vazifeleri, manevi yakınlığa ve ilahi rızaya vesile olan işlerin başında gelmektedir. Kul olmanın idrakine varmış bir kimse, yapacağı ibadetin makbul olması için, ibadetle ilgili şartlara riayet etmek zorundadır. GÜÇ YETERLİLİĞİ, mali veya bedeni ibadetlerle mükellef olmanın asli şartlarındandır. Bu cümleden olarak mali ibadetlerin hepsinde zengin olma şartı aranmaktadır.

     Bu kayıt ve şartlar dikkate alındığı zaman Müslüman, hür ve en az 90 km uzaklığı bulunan bir yere yolculuğa çıkmamış, diğer bir ifadeyle memleketinde oturmakta bulunan her zengine kurban kesmek vacip olmaktadır. Kendisine bu şartlar mevcut bir kimse, helalden kazandığı bir parayla kurban olacak bir hayvan alıp kesmekle sevabına nail olur ve ahiret sorumluluğundan kurtulur.

     Kurban, Allah yolundaki mali fedakârlığın nişanesi, İbrahim (AS)’ın teslimiyetiyle, İsmail (AS)’ın sabr-ı sebatının remzi ve Allah’ın bunlara mukabil rahmetini bezletmesidir.

      Kurban, Maliki mezhebine göre, başka bir ihtiyaç bulunmadığı zaman sünnet; Şafi mezhebinde tek başına yaşayan bir kimse için taayyün etmiş bir sünnet-i müekkede olmakta, Aile topluluğu için kifayet yoluyla sünnet bulunmaktadır. Hanefi mezhebinin bu konudaki hükmü, diğer mezheplerden farklı olarak, vacip bulunmaktadır. Buna göre, bir evde erginlik çağına bulunan kimselerden 640 gr gümüş veya 80.18 gr altın değerinde bir servete sahip bulunan kaç kişi varsa, hepsine ayrı ayrı kurban vacip olur.

     Hanefi müctehidlerinin bu hususla ilgili olarak ileri sürdükleri deliller, Kurban vazifesinin vacip olduğu görüşünü kuvvetlendirmektedir. Zira Allah,

 

فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرْ:

 

     “Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.” buyurmaktadır.

     İlahi emirler ekseriyetle, vücup hükmünün ifade eder. Peygamberimiz (SAV), bu konuda bizleri şöyle uyarmaktadır:

 

من وجدسعة لأن يضحي فلم يضح فلايحضرمصلانا.

 

     “Kim kurban kesmek için el ve mal genişliği bulur da kurban kesmezse, sakın bizim namazgâhımızda bulunmasın.”

     Çünkü bu gibi vaid yani korkutma ifadesi taşıyan hadisler, ancak vaciplerin terkinde varid olmuş bulunmaktadır.

     Bir başka hadis-i şerif te şöyledir:

 

من كان ذبح منكم قبل الصلاة أضحيته ومن لا فليذبح علىإسم الله.

 

     “Kim bayram namazını kılmadan önce kurban kesmişse, yeniden kessin. Kim de kurbanını kesmemişse Allah’ın adını anarak kessin.”

     Bu hadis-i şerifte de kurbanın iade olunmasının emredilmesi, bu vazifenin vacip olduğu görüşüne kuvvet kazandırmaktadır.

     Kurban kesmek Hanefi mezhebine göre, zengin olan her Müslüman’a vaciptir. Şu nokta dikkatten uzak tutulmamalıdır: Mal ve servet kimin ise kurban kesmek te ona vaciptir. Dini ölçülere göre zengin sayılan bir mü’min, nezaket göstermiş olmak için, aldığı bir kurbanı kesmeyip te bedelini sadaka olarak bir yoksula verse veya aldığı hayvanı diri olarak bir fakire vermiş olsa, üzerindeki borcu ödemiş olmaz.

     Udhiye kurbanını bayramın birinci gününde kesilmesi daha faziletlidir. Bir mazeret bulunduğunda, bayramın ikinci veya üçüncü günlerinde de kesilebilir. Bayram namazı kılınmayan obalarda ve küçük köylerde, tan yerinin ağarmasıyla kurban kesilebilirse de bayram namazının eda olunduğu mahallerde namazı takiben kesilmesi vacip bulunmaktadır.

     Ashap’tan Uveymir b. Eşkar (RA) kurbanını bayram namazından önce kesmişti. Durumu Peygamberimiz (SAV)’e haber verince, Peygamberimiz (SAV): “Kurbanını iade et.” buyurdu. Kurban, bayram namazından önce kesilecek olursa nafile; daha sonra kesilecek olursa kaza edilmiş olur.

     Udhiye kurbanında mekân şartı yoktur. Bu ibadetle mükellef olan bir Müslüman, mukim sayılacağı yerlerden nerede dilerse kurbanını kesebilir. Misafir olmasına rağmen kurban kesecek olursa nafile kurban sevabını kazanmış olur.

     Hacca giden Müslümanlar misafir bulundukları için, udhiye kurbanı kesmekle mükellef tutulmamışlardır. Bu sebeple bir kimse hac yolculuğuna çıkarken geride kalan yakınlarına udhiye kurbanı kesmeleri konusunda tembihte bulunmaları mecburiyetleri yoktur. Şayet kesilmiş olsa hata yapılmış olmaz. Nafile kurban sevabını almış olurlar.

 

 

KAYNAK : KÜRSÜDEN MÜMİNLERE VAAZLAR        MEHMET EMRE


Yorumlar - Yorum Yaz


Kurban Dokumanları
Namaz Kitapları
Aydın Gökçe Bey'e Teşekkür
Sitemize Vaaz Ansiklopedisi olarak eklediğim bölüm Aydın Gökçe'nin Almanya'da görevli iken çeşitli kaynaklardan yaptığı vaazları alfabetik sıraya almasıyla oluşmuştur. Kendisine teşekkür ediyorum.
Bu vaazlar ayrıca Dosyalar bölümünde de yer almaktadır. Vehbi Akşit
Vaaz Ansiklopedisi
VAİZLER KÜTÜPHANESİ
Kur'ani Site
Hava Durumu
Anlık
Yarın
17° 27° 17°
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.48383.4977
Euro4.17344.1901
Saat