• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/groups/vaazdokumanlari/
  • https://www.twitter.com/@vaazsitesi
Üyelik Girişi
Vaaz Kategorileri
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi6
Bugün Toplam1533
Toplam Ziyaret2890637
İslam Ansiklopedisi
Hadislerle İslam
Site Haritası
Takvim
Vaaz Dokumanları

İhlas ve Takva Bağlamında İstanbul'un Fethi

                        İHLAS  VE  TAKVA  BAĞLAMINDA  İSTANBUL’UN  FETHİ

  

Fetih ve Fatih

           Bir çağı kapatan bir çağı açan fethin adıdır İstanbul’un fethi. İstanbul’un fethi sadece bir şehrin fethedilmesi değildir. İslam Dininin o eşsiz güzelliğinin,adaletinin,din ve vicdan özgürlüğünün bütün insanlığa yansımasının adıdır İstanbul’un fethi. Hz. Peygamber Efendimiz’in İstanbul’un fethedileceğini müjdeleyen sözleri, Müslümanların burayı fethetme yönündeki duygularını coşturmuş; buraya defalarca sefer düzenlemelerine vesile teşkil etmişti.                                                                                                                              

                                                                   لَتُفْتَحَنَّ الْقُسْطَنْطِينِيَّةُ فَلَنِعْمَ الْأَمِيرُ أَمِيرُهَا وَلَنِعْمَ الْجَيْشُ ذَلِكَ الْجَيْش

           ‘’İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden kumandan ne güzel kumandan; o ordu ne güzel ordudur!’’ [1]  Bu müjdeye ulaşabilmek için İstanbul defalarca kuşatıldı. Hatta ilk kuşatma sahabelerin de içinde bulunduğu bir ordu tarafından gerçekleştirildi. Başta Peygamber Efendimizi  hicret sonrası,yedi ay misafir etme şerefine nail olan Ebu Eyyûb el Ensari olmak üzere pek çok sahabe…

           Hz. Peygamber müjde verdi. Bütün Müslümanlar bu müjdeye nail olmak istedi. Hz. Peygamber bir müjde verdi. Genç bir hükümdar karar verdi. ‘’Ya İstanbul onun olmalıydı, ya da o İstanbul’un’’. Bir Mehmet karar verdi. Çünkü karar vermek bir işin yarısıydı. Yüce Rabbimiz de öyle buyurmuştu.

فَإِذَا عَزَمْتَ فَتَوَكَّلْ عَلَى اللّهِ إِنَّ اللّهَ يُحِبُّ الْمُتَوَكِّلِينَ     

          ‘’Bir kerede karar verip azmettin mi, artık Allah’a tevekkül et, (ona dayanıp güven). Şüphesiz Allah, tevekkül edenleri sever.’’[2]  İşte bir işe azmetmenin azmettikten sonra tevekkül etmenin en güzel göstergesidir İstanbul’un fethi. Nasıl azmetmek gerekir? Nasıl tevekkül etmek gerekir? Sorusuna cevap arayanların cevabı İstanbul’un fethinde saklıdır.                                                                                                          

          Fetih, insan ile İslam’ın arasındaki engelleri kaldırmanın öbür adıdır. Amaç, insan ile İslam arasında bir yol açmaktır.İstanbul’u fetheden Fatih de, onun aziz ordusu da bu amaçla yola çıkmıştı.Onun için ‘’Ehl-i İslam’ın mücerret gayretidir gayretim’’ diyordu koca Fatih.  29 Mayıs 1453… Asırlar süren bir hasretin vuslat günü oldu. O gün tarihin yaldızlı sayfalarına bir not düştü Fatih: ‘’Fetih muhabbetle başlar!..’’ ve ‘’Aslolan gönüllerin fethidir!’’ Aslında onun dünyaya açılması, askeri bir fetih değil, bir insanlık mesajı ve gönülleri Allah’la buluşturma gayretiydi. Gülen gözlerle uzatsak ellerimizi insanlara, Fatih gibi gönül tahtlarında ağırlanacağız bizler de. Her gönül bir İstanbul olacak, her gönül bir fatih.  Tarihten günümüze şöyle bir bakarsak; zorla ele girenler, zorla elden çıkmıştır.

          Bu fetih, imanın inkara, ilmin cehalete, birliğin nifaka galebesidir. Allah yolunda yapılan bir mücadeledir ve Allah’ın yardımı sayesinde zaferle neticelenmiştir. Zira  Cenab-ı  Hak :                                     

                                                                                    

   

 

 

 

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِن تَنصُرُوا اللَّهَ يَنصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ أَقْدَامَكُم                                                             

   ‘’Ey iman edenler! Siz Allah’ın dinine yardım ederseniz, O da size yardım eder, ayaklarınızı savaşta sabit kılar.’’ [3]  Savaş, ne Kur’an ne de Allah Rasulü tarafından asla bir ‘ fetih’ olarak adlandırılmamıştır. Savaş, fetih araçlarından sadece bir araçtır ve başka çare kalınmadığında başvurulması gereken bir araçtır.

Haddi zatında fetih anlayışı iki türlüdür:                                                                                                                             1. İnsanın hırs ve aç gözlülüğüne dayanan fetih anlayışı.                                                                                                    2. Ulvi (İlim, iman, adalet ve barış gibi) bir gayeye dayanan fetih anlayışı.                                                                                Peygamberlerin, alimlerin ve gönül erlerinin yaptığı fetihler gibi ki, İslam’ın fetih anlayışı da budur.                       İslam fetihleri her şeyden önce arazi parçalarını değil kalplerin fethedilmesini amaçlar. Bu yüzden Müslümanlar fethedilen ülkelerde din, mezhep, ırk gibi insanları farklılaştıran hususlara saygı göstermişler ve halkın islamiyeti kabul etmesi için baskı uygulamamışlardır.İslam fetihlerinin başarı nedenlerinden en önemlisi, fethedilen ülkelerde öncelikle barış ve sosyal adaletin tesis edilmeye çalışılmasıdır. İstanbul’un fethi de ulvi gayeye dayanan bir fetih anlayışının en güzel örneklerinden birisidir.

  Fatih Sultan Mehmed’in Kişiliği

          Fatih olabilmek için önce eğitim gerekmekteydi. Nitekim öyle oldu. Mehmet çocukluğundan itibaren devrin en büyük alimlerinin önünde diz çöküp manevi bir terbiye aldı. Milli ve manevi değerler ışığında yetişti. Fetih ruhunu ortaya çıkaran en önemli özelliğin başında belki de bu gelmekteydi. Efendimiz (sav) , Fatih’e işaretle, ’…ne güzel hükümdardır’ buyuruyor. Bu işareti, onu yetiştiren babası II. Murad Han’a veya hocası Akşemseddin’e de yapabilirdi.Yapmadığına göre, bu müjdenin ifade ettiği başka gerçekler de vardır. Her şeyden önce Fatih, bir devlet başkanı olarak kurmuş olduğu sistem ve yeşertmiş olduğu zemin ile nice nice Akşemseddin’lerin yetişmesini sağlamıştır. İkinci olarak İstanbul’u fetheden muzaffer bir kumandan olmasının yanında, medresede kendisine ayrı oda tahsis edilecek seviyede ilim ve aynı ölçüde bir kalp ve ruh insanıydı. Bir diğer ifadeyle o, madde ve manayı birbiri içinde bütünleştirip bünyesinde barındıran bir alperendi.[4]                                                          

          Fethin ruhunu yansıtan bir başka unsur ise Fatih’in ordusuydu. Sevgili Peygamberimiz hadislerinde onu överken ‘’O’nu fetheden ordu da ne güzel ordudur’’ diyerek orduya da atıf yapmakta idit. Mehmet’ i yetiştren ve Fatih yapan asıl unsur unutulmamalıydı. Unutulmadı da.  Mehmet Fatih olurken kendisini yetiştirenlerle beraber şehre girdi. Yanında Akşemseddin vardı.  Fatih Sultan Mehmet cihan padişahı olmasına rağmen üstadına son derece ihtiramda bulunmuş, fetih gerçekleştikten sonraki sevinci sorulduğunda:  ‘Sanmayın ki sevincim, sadece İstanbul’u feth içindir. Ben bu şehrin asıl manevi Fatih’i olan Akşemsettin gibi aziz birinin yanımda bulunmasına seviniyorum’, diyordu.

Fethin Altındaki Dinamik:  Ebu Eyyûb el-Ensari Hazretleri

           Ebu Eyyub el-Ensari Hazretleri, çok yaşlı olmasına rağmen, tâ Yezid’in emir olduğu dönemlerde İstanbul kapılarına kadar geliyor.Bu yaştaki bir insan, yine torunları tarafından atın üzerine bindiriliyor ve at üzerinde tâ İstanbul önlerine kadar geliyor. Aylar, haftalar geçmiş fakat fetih müyesser olmamıştı. Nihayet ölüm ruhunu sarınca, ordu kumandanı soruyor: ‘Ey Allah’ın Peygamber’inin sahabesi, bir isteğin var mı, yerine getirelim?’ diyor. Ebu Eyyûb el-Ensari Hazretleri de:  ‘Beni alın götürebildiğiniz kadar ileriye götürün. Hatta imkan varsa surların içine girin ve beni oraya gömün! Biz İstanbul’u fethetmek için geldik, ama bana nasip değil. Ne var ki bir gün Efendimizin bu haberi mutlaka çıkacak ve bu müjdesi mutlaka tahakkuk edecektir. Ben burada gömülü olayım. Yani başımdan gaçen İslam süvarilerinin kılıçlarının, kalkanlarının şakırtılarını işitmek hoşuma gider. Bırakın hiç olmazsa o leventlerin seslerini duyayım.’diyor, aradan 5-6 asır geçiyor.Cenab-ı Hak o muştuyu yağız Türk Levendi, 22 yaşındaki Hz.Fatih’e nasip ve müyesser ediyor. [5]

           İstanbul Müslümanlar tarafından fethedilmeden önce evvela Ebu Eyyûb el-Ensari  Hazretlerini bir misafir olarak kabul etmiş, bağrını ona açmıştır. Ebû Eyyûb el-Ensari ki, Efendimize mihmandarlık yapan bu insan, İstanbul’a gelmiş, gömülmüş; sonra da İstanbul ona mihmandarlık yapmaya başlamış. Evet, Büyük Hünkar, İstanbul’u fetheder etmez, henüz Fatih Camiini yapmadan, Ayasofya’yı camiye çevirmeden, İstanbul adına tasarladığı planları ele almadan evvel, yanında ma’na gözü açık ve Kâf Sûresi 22. ayetin sırrının dünyadaki temsilcilerinden Akşemseddin Hazretlerine, ‘Allah Resulünün Mihmandarı, Sahabe-i  Güzinden, Ebu Eyyûb el-Ensari Hazretlerini bana bul’ demiş. O zat da keşfen bulup çıkarmış, sonra da yanıbaşında kendi ismiyle, hem İstanbul’un hem de bütün İslam dünyasının en güzel mabetlerinden biri inşa ettirilmiştir. Evet bir yönüyle İstanbul, Efendimiz (sav)’e ait çok mühim bir emaneti bağrında saklamakta ve adeta cihad adına gelen bu şanlı sahabi cihad şehrinin bir remzi olmaktadır. [6]

Ulubatlı  Hasan 

 Burada bir-iki hususu da arzetmek gerekir;                                                                                                                               İstanbul fethedildiği gün surlara çıkıp, sancağını diken Ulubatlı Hasan, sıradan bir nefer değildi; o Enderun’da yetişmiş bir zabitti ve aynı zamanda Fatih’in ders arkadaşıydı. O devrede onlar birkaç kişiydiler. Ulubatlı, surlar aşıldığı gün vücudu delik deşik olması pahasına, surlara çıkmış ve bayrağı surlara dikmeye muvaffak olmuştu. Bir müddet sonra da Fatih bu levendin başı ucundaydı. Ulubatlı, son anlarını yaşıyordu. Dudağındaki tebessüm Fatih’i hayrete düşürmüştü. Sordu: ‘Niçin tebessüm ediyorsun?’ Cevap verdi: ‘Biraz evvel buraları Allah Resulü teftiş ediyordu. O’nun gül cemalini gördüm. Sürûrum, sevincim bundandır.’

           Dokuz asır evvel haber vermişti. Dokuz asır sonra da orayı fethedecek ordunun içinde bulunuyordu. Üç dört kişi dahi olsa, samimi bir kalple dine hizmet için bir araya gelseler; muhakkak Allah Resûlünün ruhaniyatı orada hazır olacak, onları ve orayı şereflendirecektir.

           İşte İstanbul’un fethi de sıdkın diğer şahitleri Allah Resûlü’nün doğruluğunu gösteren delillerden biri olduğu gibi, Ebu Eyyûb el-Ensari de bu şehadetin inandırıcı ayrı bir şahidiydi, zira orasının fethedileceğini ilk duyanlardan birisi de oydu. Ve onun içindi ki, tâ Medine’den kalkıp gelmiş ve cesedinin İstanbul’a defnedilmesini vasiyet etmişti.

İstanbul’un Fethinin Medeniyet ve Kültürel Anlamı

           İstanbul’un fethi tarihi bir hikaye değildir. İstanbul’un fethi, Müslüman Türk milletinin en önemli nişanelerinden biridir. İnsanlara zulmedilmemiştir. Yaşlılara, kadınlara, din adamlarına asla dokunulmamıştır. Hiçbir ibadethane yıkılmamıştır. Her insan özgürce inandığını yaşama fırsatı bulmuştur. Fatih’i fatih yapan en önemli ilke insana verilen değer değilmiydi? Kim olursa olsun, hangi dine inanırsa inansın insan kıymetliydi. Çünkü Yaratan tarafından yaratılmış idi.

          Eğer Osmanlı Devleti kurulamamış veya yeterince güçlü bir şekilde gelişememiş olsaydı, 20. Yüzyıl başlarında uğradığı zillet, Allahu a’lem, İslam dünyasını 16. Yüzyılda bekliyor olacaktı. Onun için 1258 ile 1492 tarihleri arasından 1453’ü çekip alın, iki ayağı kopmuş, kötürüm ve sahipsiz bir İslam dünyası tablosunun içinde buluruz kendimizi.

           İstanbul’un 29 Mayıs 1453’teki fethi, bir çok başka açıdan olduğu kadar yeryüzünde yeni bir medeniyet kurma çabasını, bir medeniyet projesini temsil ettiği için de önemlidir ve günümüzde asıl bu yönüyle anlatılmalı ve anlaşılmalıdır. Artık şu gemilerin karadan yürütülmesi, surlara yeniçeri tırmandırılması, Ulubatlı Hasan’ın kan revan içinde temsilleri, döktüğümüz topların surlarda ne muazzam gedikler açtığını bir kenara bırakmalı ve ille de fethin tarihini anlatacaksak, onun hangi medenî-kültürel hamlelerin tetikleyicisi olduğunu ve İslam’ın yeryüzünü büyük bir bahçe haline getirme idealinin hangi noktasını işgal ettiğini dikkatle tespit etmeliyiz. Ancak bu suretle Fatih’in kafa ve gönlündeki hakiki fethin, bir yarımadanın içine sıkışmış olan toprak parçasını ne pahasına olursa olsun zaptetmekten ibaret olamayacağını görebilir ve gösterebiliriz.

           Bu noktadaki Yahya Kemal’in, ‘Biz İstanbul’da mekânı değil, zamanı fethettik’ mealindeki sözlerini hatırlatmak istiyoruz. Zamanın fethi, İstanbul’un ruhunun fethi demekti. ‘’Feth’’in kelime anlamı ‘açmak’ olduğuna göre, İstanbul’un fethi, İstanbul’un ‘açılması’ anlamına geliyordu. Bir başka deyişle, İslam’ın kurmayı hedeflediği o büyük insanlık bahçesine açma, açılma…

          Dolayısıyla;                                                                                                                                                                      Değil mi ki, son Peygamber Hz. Muhammed (sav)’in hadisindeki o müjde ‘’alemlere rahmet’’ olarak gönderilmiş birinin mübarek ağzından çıkmıştır, onun anlamı bir kalenin fethiyle sınırlı olmamalıdır. Yeni bir gül bahçesi, yeni bir hamle, düşen bayrağa koşan bir el…  Velhasıl  İstanbul,  buydu.İstanbul buydu da, fethi gerçekleştiren ‘’güzel emir’’  neydi? Fatih, genç yaşında İstanbul’u fethedip kutlu müjdeye nail olurken, etrafındaki pek çok insanın zannettiğinin tersine, fethin o gün bitmediğini, tam da o gün başladığını ve asırlarca devam edeceğini biliyordu.

          Düşünürsek:  Eğer İstanbul’un sadece ‘ madde’sini fethetseydik ve fetihten sonra, son 50 yılda yaptığımız gibi bu insanlığın gözbebeği olan şehri yıkıp yok etseydik, bugün hangi yüzle fetih yıldönümlerini kutlar, hangi yüzle bu şehrin zamanını, yani ruhunu fethe talip olduğumuzu söyleyebilirdik?

          Allahtan ki, onlar bizim gibi bakmıyorlardı İstanbul’a. Tıpkı Necip Fazıl’ın Bakışında olduğu gibi, onun içinde ki anlamı, Fatih’in bir madde fatihi değil, bir mana fatihi olduğunu biliyor, buna inanıyor ve sonucunda İstanbul’u, yeryüzüne, bir Mutluluk Kapısı  (Dersaadet)  kılıyorlardı.

           İstanbul’un fethini ve tarihteki bütün fetihlerle elde edilen sonuçları korumak ve evrensel anlamda yeni fetihlere ulaşmak için, ahlak ve maneviyatla donanımlı güçlü bir toplum olmak, çok çalışmak ve dünya çapında maddi bir güce ulaşmak gerekiyor. Allah’ın dünyevi mükafatı, din ve millet ayırımı yapmadan, çalışan herkese verdiğini hiçbir zaman unutmamalıyız.

           İstanbul’un fethi bir dönüm noktasıdır. Bu vesileyle fethi gerçekleştiren Fatih Sultan Mehmed’i ve askerlerini rahmet ve minnetle yâd ediyoruz.

           İstanbul’n fatihi, Fatih Sultan Mahmet Han ve onun askerlerinin ruhuna ve tüm şehitlerimize Fatihalar okumamızı diliyorum. Allah bizi hiçbir zaman bu güzel şehrimizden ve vatanımızdan ayırmasın ve aziz şehitlerimizin ruhu şâd olsun.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                          

                                                                                                                                       ŞULE ÇAKIRBAŞ

                                                                                                                        ARİFİYE   İLÇE  VAİZİ                                               

                                             

                                                                                                                                                                                                                                                                              



[1] Ahmet Bin Hanbel, Müsned IV ,225

[2] Al-i İmran, 3/159

[3] Muhammed, 47/7

[4] Fasıldan Fasıla-1, 10.Bölüm

[5] Asrın Getirdiği Tereddütler, IV

[6] Sonsuz Nur-1 Peygamberlerin Sıfatları, Gaybi Haberler


Yorumlar - Yorum Yaz


Ramazan Dokumanları
Namaz Kitapları
Aydın Gökçe Bey'e Teşekkür
Sitemize Vaaz Ansiklopedisi olarak eklediğim bölüm Aydın Gökçe'nin Almanya'da görevli iken çeşitli kaynaklardan yaptığı vaazları alfabetik sıraya almasıyla oluşmuştur. Kendisine teşekkür ediyorum.
Bu vaazlar ayrıca Dosyalar bölümünde de yer almaktadır. Vehbi Akşit
Vaaz Ansiklopedisi
VAİZLER KÜTÜPHANESİ
Kur'ani Site
Hava Durumu
Anlık
Yarın
27° 31° 22°
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.52713.5413
Euro4.10814.1246
Saat
Kur'an-İlmihal