• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/groups/vaazdokumanlari/
  • https://www.twitter.com/@vaazsitesi
Üyelik Girişi
Vaaz Kategorileri
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi15
Bugün Toplam845
Toplam Ziyaret3091429
İslam Ansiklopedisi
Hadislerle İslam
Site Haritası
Takvim
Vaaz Dokumanları

Mescitlerin Maddi ve Manevi İmarı

MESCİTLERİN MADDİ VE MANEVİ İMARI

 

AYET : TEVBE SURESİ – 18. AYET

 

إِنَّمَا يَعْمُرُ مَسَاجِدَ اللّهِ مَنْ آمَنَ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِوَأَقَامَ الصَّلاَةَ وَآتَى الزَّكَاةَ وَلَمْ يَخْشَ إِلاَّ اللّهَ فَعَسَىأُوْلَـئِكَ أَن يَكُونُواْ مِنَ الْمُهْتَدِينَ:

            MEALİ :

 

     “Allah’ın mescitlerini sadece, Allah’a ve ahiret gününe inanan, namaz kılan, zekât veren ve ancak Allah’tan korkan kimseler onarır. İşte onlar doğru yolda bulunanlardan olabilirler.”    (TEVBE SURESİ – 18. AYET)

 

     Camilerin inşa ve imarına ehil olan kimseler, ayette tarif ve tavsif edilen kâmil iman sahipleridir. İmandan mahrum olan yarasa tabiatlı kimselerin gözleri, yeryüzünün yıldızları durumundaki mescitlerin pırıltılarından müteessir olur. Onlar, karanlığı tercih ederler ve karalamak için uğraşırlar. İman, aydınlatıcı bir nur ve muharrik bir kuvvettir. Bu nura sahip olan kimse, aydınlanan kalbiyle Hakk’a meyleder ve hakikate gönül bağlar.

     Kamil bir imana sahip bulunan bir şahıs, namazını eda eder ve Müslümanların toplu halde namaz kılabilmeleri için camii inşasında bedenen çalışır ve maddi yardımda bulunur.

     İslam dini, cemaat ruhuna büyük önem vermiştir. Topluluğun bulunduğu yerde rahmet, nimette bereket, ibadette halâvet, sevaplarda fazlalık vardır. Bu hükme müsteniden beş vakit namazın cemaatle eda olunması halinde 27 derece daha fazla sevap verileceği haber verilmiştir.

     Namazların toplu halde eda olunabilmesi için camiiler ve mescitler yapılmıştır. Yeryüzünde yapıla ilk camii, Kâbe-i Muazzama’yı çepeçevre kuşatan Mescid-i Haram’dır. Daha sonra Mescid-i Aksa yapılmış; onu takiben Kuba Mescidi, daha sonra Hz Peygamber (SAV)’in mescidi Mescid-i Nebevi inşa edilmiştir.

     Camiiler, bir memleketin İslami tuğrası ve Allah’a karşı mükellef bulunduğumuz namazın toplu halde eda edildiği yerlerdir. Hz Peygamber (SAV) Medine’ye hicret ettiği zaman, kendine ev yapmadan önce mescidin inşasına başladı ve kendisi de bizzat inşaatta çalıştı. En ağır taşları bile o kucakladı. Ashap yardıma koşarak taşı alır, Hz Peygamber (SAV) de başka bir taşı alıp götürürdü.

     Mescitlerin imarı, maddi ve manevi olmak üzere ikiye ayrılır. Maddi imar, Müslümanların çoğunu içine alacak genişlikte bir bina yapmak, inşa edilen mabedi döşemek, aydınlatma ve sair işlerini tamamlamak, temizlik işlerini ifa etmektir. Camilerin manevi imarı ise; farz namazları cemaatle eda etmek, Kur’an-ı Kerim okumak, zikrullah ile meşgul olmak, girişte ve çıkışta dua etmek, ilmi konuşmalar ve irşat edici vaazlarla halkın kalbini ve dimağını aydınlatmaya çalışmaktır. Camilerin bu yöndeki imarı, inşa ve tamir hizmetlerinden daha mühim bulunmaktadır. Bu manevi imar yapılmayacak olursa, maddi yöndeki imar eksik kalmış olur. Ceset ile ruh imtizaç ettiği zaman en verimli faaliyetler meydana gelir. Maddi ve manevi imar da birlikte yapılınca en güzel hizmet yapılmış olur.

     Sohbetimizin başında okuduğumuz ayette dikkat çekici bir ifade bulunmakta ve: “Allah’tan başkasından korkmayanlar” ın camileri inşa edeceği haber verilmektedir. Cami yapımında bu cesaretin büyük tesiri vardır. Mabet inşa etmeye kalkışan kimse zalimin zulmünden, laimin levminden ve din düşmanlarının şerrinden çekinmez. Gerekirse bu hususta mücadele eder ve karşısına çıkan beşeri engelleri kahramanca bir tutumla bertaraf eder.

     Tevhid inancını ihlal ve Allah’ı inkâr eden bir şahsın veya topluluğun, İslam dininin yücelmesine hizmet edecek caminin imarına çalışması, inşa ve tamirine para harcaması çok uzak bir ihtimaldir. Zehirden bile şifa elde edilebilmekte, fakat inkâr ehlinden İslam dinine vefa sadır olmamaktadır.

     Hz Peygamber (SAV) bir hadislerinde şöyle buyurur:

 

مَنْ بَنَى مَسْجِداً يَبْتَغِى بهِ وَجْهَ اللّهِ بَنَى اللّهُ تَعالى لَهُ بَيْتاً في الْجَنَّةِ؛ وَفي أخرى: بَنَى اللّهُ لَهُ مِثْلَهُ في الْجنَّةِ

 

     “Kim Allah’ın rızasını talep ederek bir mescit inşa ederse, Allah ona cennette bir ev inşa eder.”  Bir diğer rivayette: “...Allah, onun için, cennette bir mislini inşa eder.”

     Yüce Rabbimizin adının anılacağı, kulluk vazifelerimizden olan namazın eda edileceği bir caminin yapılması, birçok Müslüman’ın ebedi hayatta kurtuluşuna vesile olur. Halkın felahına yardım eden insanın, cennete girmesi ile ilgili bu peygamber müjdesi, o kimsenin son nefesini iman ile teslim edeceğine işaret etmektedir. İnşa ettiği bir cami ile İslam dininin yücelmesine ve insanların hidayete mahzar olup cennete girmesine yardımcı olan müminin mükâfatı, Allah’ın rızasına nail olmakla birlikte cennete girmek olacaktır. Allah’ın rızası emirlerinde gizlidir. Rabbimizin emirlerinin öğrenilmesine ve öğretilmesine en müsait yer, camilerdir. Yapılan konuşmalar, okunan hutbeler ve talim edilen bilgiler sayesinde pek çok kimse dini hakikatleri mabetlerde duymakta ve öğrenmiş olmaktadır. Böylesine hayırlı bir hizmet gören caminin içinde namaz kılındığı müddetçe, banisinin amel defteri sevap yazılmaya açık tutulacaktır. Yapılan mabedin büyük olması şart değildir. Allah’a ibadet etme mahalli olması yeterlidir. Bir kimse tek başına bir cami yapmaya muktedir olamasa, fakat yapılan bir mabede yardım etse aynı ecre nail olur. Hz Peygamber (SAV) şöyle buyuruyor:

     “Kim Allah rızası için bağırtlak kuşu yuvası kadar bir mescit yapsa, Allah ta o kimse için cennette bir ev yapar.”

     Mescitlerin yapılmasındaki en mühim cihet, Allah’ın rızasını kazanma ve halkın Allah’a ibadetlerini kolayca yapabilmelerini temin düşüncesiyle inşa edilmiş olmalarıdır. Küçüklüğü ve büyüklüğü ikinci derecede kalan bir husustur. Mabedi yaptıracak kimsenin maddi imkânı ve oradan faydalanacak muhitin nüfus kesafeti dikkate alınarak gerekli ayarlama yapılabilir. Yeter ki, Allah’ın kitabına ve rızasına uygun bir iş yapılmış olsun. Hz Peygamber (SAV) şöyle buyurur:

      “Kim Allah’ın dinine hizmet için bir mescit yaparsa, Allah ta o kimse için cennette bir ev yapar.”

     Rahmeti hudutsuz olan Rabbimiz, kulunun yaptığı hayırseverliğe çok büyük ihsanla mukabele eder. İşte delili: Hz Peygamber (SAV) şöyle buyuruyor:

     “Kim Allah’a ibadet edilmesi için bir mescit yaparsa, Allah ta o kimse için cennette ondan daha genişini bina eder.”

     Allah’ın kulunu mükâfatlandırması, kulun yaptığı işten çok farklı ve üstün bulunmaktadır. Yapılan iş ile mükâfatı kıyaslamak bile mümkün değildir. Bize emredilen vazifeler, Rabbimizin o işe, ihtiyacı olduğu için değil, o amel vasıtasıyla Allah’ın rızasını kazanmamız içindir. Kürre-i arzı yaratan, güneş, ay, yıldızlarla donatan Allah, birkaç yüz kişiyi içine alacak camiyi inşa etmekten aciz değildir. İrade ve ihtiyarımıza dayanan işlerle Allah’ın rızasını kazanmaya koşmak ve bu heyecanla gayret göstermek için emir ve tavsiyelere muhatap olunmaktadır.

     Camileri inşa edilmesinde dikkat edilmesi gereken noktaları, Hz Peygamber (SAV) bir hadisinde şöyle ifade ediyor:

     “Kim helal mal ile içinde Allah’a ibadet olunacak bir ev yaparsa, Allah ta o kimse için inci ve yakuttan süslemeleri bulunan bir ev yapar.”

     Malın helal olması, yapılan caminin zineti ve sahibinin yüz akıdır. Böyle bir kazançla yaptırılacak mabedin karşılığında ihsan olunacak cennetin özellik ve güzelliğini Hz Peygamber (SAV) böylece açıklıyor. Mescit yapmaktaki gaye, Allah’a topluca ibadet edilmesine hizmet ve Allah rızasını kazanmaya niyet etmek olmalıdır. Hz Peygamber (SAV) şöyle buyuruyor:

     “Kim Allah’ın rızasını kazanmayı dileyerek bir mescit yaparsa, Allah ta o kimse için cennette onun mislini bina eder.”

     Vaat edilen mükâfata erişebilmek için yapılacak caminin Allah’ın rızasını kazanma düşüncesiyle inşa edilmesi gerekir. Halkın gözüne girmek ve onlara kendi adını duyurmak için cami ve mescit yapmış oların hiçbir ecre ve sevaba ulaşamayacağı asla unutulmamalıdır. Hz Peygamber (SAV) şöyle buyuruyor:

     “Kim içerisinde namaz kılınan bir mescit yaparsa, Allah ta o kimse için cennette ondan daha üstününü yapar.”

     İnsan, değişik maksatlarla ve hayra yönelik düşüncelerle birçok binalar yapabilir. Bunların değeri, içinde yapılan hizmetlerle mütenasip olarak farklılık arz eder. Ancak değer bakımından en değerlisi, içinde Allah’a ibadet edilen camilerdir. Bu konuda Hz Peygamber (SAV) şöyle buyuruyor:

     “Allah’a göre beldelerin en sevimlisi, mescitlerdir. Allah’a göre beldelerin en sevimsizi de pazar kurulan mahallerdir.”

     Allah’ın mescitleri sevmesinden murat, içinde bulunan cemaate hayır dilemesidir. Hadisin beyanı, ekseriyet itibarıyladır. Mescitte olup ta hatalı harekette bulunan bir şahıs, Bu sevgiye layık olamaz. Pazaryerinde helalden rızık talep eden de ilahi gazaptan uzak, ilahi rahmete yakındır. Bu sebeple vücudu pazaryerinde, kalbi mescitte bulunanlardan olmaya çalışılmalıdır. Vücudu camide olup ta kalbi pazaryerinde dolaşan kimseler gibi olunmamalıdır.

 

CAMİİ VE MESCİTLERİN MADDİ İMARINDAN DOĞAN FAYDALAR

 

     Mescit inşa edip halkın ibadetine vakfetmenin faydası, sadece ahirete mahsus değildir. Dünya hayatında birçok zararları önleme bakımından maddi faydaları da mevcuttur. Bu konuda bir hadis-i şerif şöyledir:

     “Allah’ın evlerini(cami ve mescitleri) imar edenler, evet onlar, Allah’ın hidayetinin ve rahmetinin ehlidirler.”

     Ehlullah olmak, Beytullah unvanıyla anılan cami ve mescitleri imar etmeyi gerektirmektedir. Namaz kılınan mabetlerin harap olduğunu görüp te Onları tamir için gayret göstermeyen vurdumduymaz tabiatlı kimseler, bu şerefli unvana layık olamazlar. Cami duvarında görülen bir çatlak, o beldede İslam dininin ihmal edildiğinin delili olarak kabul edilir. Mabedin duvarından düşen bir taşın boşluğu, halinden şikâyet için açılmış bir ağız demektir. Onun feryadını duymayan kimsenin kalp kulağı sağırdır.

     Hz Peygamber (SAV) şöyle buyuruyor:

     “Yüce Allah, arz halkı üzerine gökten bir felaket indireceği zaman, o afet mescitleri imar edenlerden uzaklaştırılıp başka yöne çevrilir.”

     Camiler, paratoner gibidir. Mabetleri madden inşa eden ve manen ihya eden kimselerin, semavi afetlerden emin olacağı, şehir halkına felaket inse onlara yaklaştırılmayacağı bu hadisle ifade edilmektedir.

 

MESCİT VE CAMİLERİN MANEVİ İMARINDAN DOĞAN FAYDALAR

 

     A- MESCİTLERE GİRİP ÇIKARKEN OKUNACAK DUA: Hz Peygamber (SAV) şöyle buyuruyor: “Biriniz mescide gireceği vakit, Hz Peygamber (SAV)’e selam ve salât göndersin, sonra: Allahümmeftah li ebvabe rahmetike = Ya Allah! Rahmetinin kapılarını benim için açıver desin. Camiden çıkacağı zaman: Allahümme inni es’elike min fadlike = Ya Allah! Senin fazl-u kereminden istekle bulunuyorum. Diye dua etsin.”

     Bu hadis-i şerifte, camiye girmenin edeplerinden birisi öğretilmektedir. Buna göre önce salâvat-ı şerife getirilecek ve onu takiben ilahi rahmet kapılarının üzerimize açılması istenecektir. Mabetten çıkılacağı zaman, Allah’ın fazl-ı kereminden hayati ihtiyaçlarımız için istekte bulunulacaktır. Önce salâvat-ı şerife okunup sonra duaya başlanılması, isteklerimizin mahbup olması için talim edilmektedir.

     Rahmet dileğinin camiye giriş esnasına tahsis edilmesindeki hikmet; mabede giren bir mümin, kendisini Allah’ın rızasına ve cennetine yaklaştıracak işlerle meşgul olacaktır. Bu sebeple ilahi rahmeti talep etmesi tensip ve tavsiye olunmuştur. Camiden çıkan mümin ise, hayati ihtiyaçlar ve helal rızık talebinde bulunacaktır. Bu ciheti dikkate alarak, Allah’ın engin kereminden isteklerde bulunması uygun düşmektedir. Allah, bir ayetinde şöyle buyuruyor:

 

فَإِذَا قُضِيَتِ الصَّلَاةُ فَانتَشِرُوا فِي الْأَرْضِ وَابْتَغُوا مِن فَضْلِ اللَّهِ:

 

     “Cuma namazı kılınınca yeryüzüne dağılın, Allah’ın fazlından nasip arayın.”   (CUMA SURESİ – 10. AYET)

     Hz Peygamber (SAV) şöyle buyuruyor:

     “Hz Peygamber (SAV) mescide gireceği zaman: “Rahmet-i ilahiden uzaklaştırılmış şeytanın zararından azamet sahibi bulunan Allah’a, keremi son bulmayan zatına ve kadim olan sultana sığınıyorum.” derdi.”

     Hz Peygamber (SAV)’in bu ilticası, kendisi için duyduğu bir endişeden kaynaklanmış olmayıp, ümmetine talim hikmetine dayanmaktadır. Hz Peygamber (SAV): “Benim şeytanım kâfir idi. Allah ona karşı bana yardım etti de o Müslüman oldu.” buyurmaktadır.

     Hz Fatıma (RA) şöyle rivayet etmektedir:

     “Hz Peygamber (SAV),mescide gireceği zaman: “Bismillahi ves selamü ala rasülihi. Allahümmağfir li zünübi veftah li ebvabe rahmetike.” derdi. Çıktığı vakit te: “Bismillahi ves selamü ala rasülihi. Allahümağfir li zünubi veftah li ebvabe fadlik.” derdi.”

B-) MESCİDE DEVAM

 

     Hz Peygamber (SAV) şöyle buyuruyor:

     “Karanlık akşamlarda mescitlere gitmek için çokça yürüyenleri, kıyamet günü tam bir nur ile müjdeleyin.”

     Gece karanlığını veya hava muhalefetini mescide gitmemekte mazeret olarak kullanmayan ve bir ulvi gaye uğrunda birçok mesafeyi yaya olarak adımlayan kimseler, bu müjdeye layık olmaktadırlar. Kıyamet gününde kendilerine tahsis edilecek nurun tamamlığı; mahşerde, sırat üzerinde ve tehlikeli noktalarda bu nurun o kimse ile beraber olacağını ve cennete giresiye kadar ondan ayrılmayacağını, önünü ve etrafını aydınlatacağını düşündürmelidir. Gece karanlığı tabiri, yatsı namazını içine almaktadır. Sabah namazının erken kılınması içtihadında olan ilim erbabına göre, sabah namazı da buna dâhil olur.

     Yine Hz Peygamber (SAV) şöyle buyuruyor:

     “Karanlıkta mescitlere gitmek için çok yürüyenler yok mu? İşte onlar Allah’ın rahmet nehrine dalanlardır.”

     “Bir kimse cemaatin topluca ibadet ettiği mahalle mescidine gider ve namazını eda ederse, gidişte ve dönüşte attığı adımın her biri bir hatasını siler, diğer adımı için de kendisi için bir sevap yazılır.”

     “Kim mescide namaz kılmaya gider veya oradan evine dönerse, Allah her gidişinde veya dönüşünde o kimse için cennette ziyafet hazırlar.”

     Hadislerde ifade edildiği gibi, kulların bir işine birçok mükâfat verilmekte; camiye gidişi için bir ziyafet, dönüşü için de ayrı bir ikram hazırlanmaktadır.

     Üzerinde durulması gereken diğer bir husus ta mescitlerin manen harap olmasının sebepleridir. Bu hususta Hz Ali (RA)’ın keramet çapındaki bir beyanını arz edelim: Hz Peygamber (SAV) tarafından: “İlim şehrinin kapısı” olarak tavsih ve taltif olunan Hz Ali (RA) şöyle diyor:

     “İnsanlar üzerine bir zaman gelecek, İslam’dan ancak isim kalacak, Kur’an’dan ancak resim kalacak. O zamanın halkı mescitlerini imar ve inşa edecekler, fakat o mescitler zikrullah olan namaz, Kur’an okuma gibi manevi imardan mahrum bırakılarak harap olacak. O zaman halkının şerce en ileri olanları, âlimlerdir. Fitne ve fesat onlardan çıkar ve onlarda son bulur.”

     Hz Ali (RA)’ın bu sözlerini akıl süzgecinden geçirerek tahlil ve tafsil edelim:

     1-) İSLAM’DAN İSİM KALMASI: Bunu iki şekilde izah etmek mümkündür: BİRİNCİSİ: İslami muamelattan ve ahlaktan o devrin insanlarında bir yaşama ve İslam dini adına bir çalışma müşahede olunmayacak. İKİNCİSİ: O zaman halkının isimleri İslami isimlere uygun olsa bile, davranışları ve İslam adına üzüntü duymayışları dikkate alındığı zaman, İslam dininden nasiplerinin ne derece azaldığı anlaşılmış olacaktır.

     2-) KUR’AN-I KERİM’DEN RESİM KALMASI: Kur’an-ı Kerim’i okutan insanlar azalacak ve okumak isteyen kimseler azdan az duruma gelerek Allah’ın kitabının ayetlerini okuyan kimse kalmayınca, Kur’an-ı Kerim şekilden ibaret kalacaktır.

     3-) MESCİTLERİN HARAP OLMASI: O devrin halkı cami veya mescit inşa etseler de, cemaate devam etmeyişleri sebebiyle mabetlerini manen harap etmiş olacaklar. Kahvelerdeki müşterilerle cami cemaatini sayıca mukayese edecek olursak, Hz Ali (RA)’ın bu beyanının asırlar ötesini gören ve gösteren bir keramet olduğu açığa çıkmaktadır.

     4-) ÂLİMLERİN FİTNE VE FESADI: Bahsedilen zamanın âlimleri, dünyayı ukbaya tercih ve İslami vazifeleri ihmal ederek, İslam’a aykırı ve Kur’an-ı Kerim’in sarih ayetlerine ve hadis-i şeriflerin kesin beyanına taban tabana zıt konuşma ve uydurma fetvalarla halkı doğru yoldan saptırarak İslam’ın bünyesinde tamiri ve telafisi çok zor tahribata sebep olacaklardır. Her türlü fitne ve fesadın başlangıcı onlar, neticesi gene onlar olacaktır.

     Hz Ali (RA)’ın sözlerini metni de şöyledir: (TENBİH –ÜL GAFİLİN S. 112)

 

يأتىعلىالناس زمان لايبقىمن الإسلام إلاسمه ولامن القرآن إلارسمه يعمرون مساجدهم وهي حراب من ذكرالله تعالىشرأهل ذالك الزمان علمآئهم منهم تخرج الفتن وإليهم تعود.

 

 

KAYNAK : KÜRSÜDEN MÜ’MİNLERE VAAZLAR          MEHMET EMRE


Yorumlar - Yorum Yaz


Kurban Dokumanları
Namaz Kitapları
Aydın Gökçe Bey'e Teşekkür
Sitemize Vaaz Ansiklopedisi olarak eklediğim bölüm Aydın Gökçe'nin Almanya'da görevli iken çeşitli kaynaklardan yaptığı vaazları alfabetik sıraya almasıyla oluşmuştur. Kendisine teşekkür ediyorum.
Bu vaazlar ayrıca Dosyalar bölümünde de yer almaktadır. Vehbi Akşit
Vaaz Ansiklopedisi
VAİZLER KÜTÜPHANESİ
Kur'ani Site
Hava Durumu
Anlık
Yarın
10° 15° 5°
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.94973.9655
Euro4.63454.6531
Saat